Google ve Facebook yalan haberlerle doğru savaşmıyor

mm
3 ay önce paylaştı.

Yalan haberler hakkında bir çok şey biliyoruz. Eski bir sorun. Akademisyenler bu sorunu ve bu sorunla nasıl mücadele edileceğini yıllardır tartışıyor. 1925 yılında Harper’s Magazine “Yalan Haberler ve Kamu” adında bir makale yayınlanarak yalan haberlerin yeni iletişim teknolojileriyle yayılmasına “eşi benzeri görülmemiş bir tehlike” olarak nitelendirmişti.

Tehlike giderek arttı. Hillary Clinton’ın IŞİD’a silah satması veya Papa’nın Donald Trump’ı desteklemesi gibi Amerikan seçimlerinden en çok paylaşılan “haberler” aslında uydurulmuştu.

Maalesef, Google, Facebook ve diğer teknoloji devlerinin ve medya şirketlerinin üzerinde çalıştığı çözümler sosyal bilimcilerin ve bilgisayar mühendislerinin ikna olduğu çözümler değiller.

Örneğin, yalan ifadelere ne kadar çok maruz kalırsanız bu ifadeleri doğru olarak kabul etme ihtimaliniz yükseliyor. Psikolog Gordon Pennycook ve siyaset bilimcisi Adam Berinsky’nin başını çektiği bir araştırmaya göre insanlar bir haberi nereden veya nasıl duyduklarını çoğunlukla unutuyorlar. Haberle tekrar karşılaştıkları zaman ise haber tanıdık olduğu için haberi doğru olarak kabul etme ihtimalleri artıyor. Haberin, yalan haber veya güvenilmez olarak nitelendirilmesi fark etmiyor. Önemli olan haberin hangi sıklıkla insanların karşısına çıktığı.

Yalan haberlerini inanılırlığını düşürmek bu haberleri daha az tanınır hale getiriyor. Editörler, yapımcılar, dağıtımcılar ve toplayıcılar özellikle başlıklarda bu haberleri tekrarlamaktan vazgeçmelidirler. Örneğin “doğumculuk”* hakkındaki bir doğrulama analizi iddiayı yeniden ifade etmeyle değil, bu iddiayı çürütmeyle başlamalıdır. Bu da geleneksel gazetecilik pratiklerine karşıt bir durumdur.

Washington Post’un internet versiyonunda düzenli olarak sonunda “Pinokyo Testi” olmak üzere “Doğrulama” kısmı yayınlanır. Buradaki sorun ise iddialar, okuyucuların aklında sonuçlardan daha fazla yer etmesidir.

Bildiğimiz başka bir şey ise bizi şok eden şeylerin hafızamızda kaldığıdır. Uzun süredir devam eden bir araştırmaya göre insanlar sansasyonel veya olumsuz bir başlık bir doğrulama platformu tarafından şüpheli olarak değerlendirilse bile insanların aklında kalıyor. Yalan haberler neredeyse hep internette dolaşanların ilgisini çekmek için insanları panikleten, sinirlendiren haberler yaparlar. Doğrulama platformların bununla rekabet etmesi oldukça güçtür, özellikle de yazdıkları kısaysa.

Yalan bir haberin yalan olduğuna insanları ikna etmekte, mesajı veren mesajın içeriği kadar önemlidir. Yanlışları düzeltmede aynı partiden birisi, tarafsız birisinden daha ikna edicidir. Örneğin, Trump doğumculukla en çok ilişkilendirilen kişi olabilir. Fakat, Eylül 2016’da Trump açıkça Obama’nın doğma büyüme Amerikalı olduğunu ifade etti. Birkaç gün sonra yapılan ankette ise kayıtlı Cumhuriyetçiler arasında doğumculuk efsanesine inanların oranı yüzde 18 oranında düşmüştü. Birçok doğrulama çalışması bundan çok daha az etki yaratmıştı.

Yalan haberleri karşı yapılan bu savaşta belki de en önemli rol internet platformlarınındır. Bu platformlar şüpheli haberleri arama sonuçlarında en alta itmelidir. Güvenilirliği ölçmek için her bir habere odaklanılmamalı, bunun yerine herhangi bir sitenin kümülatif içerik akışına bakılmalıdır. Her habere tek tek odaklanmak, yalan haberlerin yayılmasını engellemekte çok yavaştır.

Google bu yönde umut verici adımları duyurdu. Google bu adımları duyurmasının sebebi ise Yahudi Soykırımı’nı reddeden veya 2016 seçimleri hakkında yalan haberler yayan siteleri ana sayfaya taşıyan algoritmasına gelen eleştirilerdi. Fakat daha yapılacak çok iş var. Yahudi Soykırımı’nı reddeden siteleri bulmak ve işaretlemek kolay. Fakat burada bile Google’ın çabaları en fazla karma sonuç veriyor. Önce siteyi altta çıkarıyor daha sonra da siteyi arama sonuçlarından siliyor.

Ayrıca platformlar manipülasyondan nasıl kaçınacakları konusunda da kafa patlatmak zorundalar. Bilgisayar mühendisi Filippo Menczer tarafından yürütülen bir araştırmaya sosyal medyada milyonlarca bot tarafından piyasaya sürülen yalan haberlere dikkat çekiyor ve bu haberleri bulmanın yeni yollarından bahsediyor. Geçen hafta yayınlanan bir rapora göre Facebook’un önceliği hesapların gerçek insanlar tarafından yönetildiğine emin olmak. Bugüne kadar Facebook’un görünen çabaları, örneğin Fransa’daki seçimler öncesi 30.000 hesabı silmesi, sorunun ölçeğine bakınca yetersiz gözüküyor. Facebook’un kendi tahminlerine göre platformda 138 milyona kadar sahte veya kopya hesap olabilir.

Sonuç olarak, kamu Facebook’u Google’ı ve diğer platformları sorumlu tutmalıdır. Bu platformların yalan haberleri karşı verdikleri çabanın ne kadar gerçek veya etkili olduğunu bilmiyoruz çünkü platformlar gerekli değerlendirmeleri yapmak için gerekli olan veriyi kontrol ediyorlar. Bağımsız araştırmacıların, kullanıcı gizliliğini koruyacak ve aynı zamanda yanlış bilgiye karşı neyin işe yaradığını söyleyecek veriye erişimi olmalıdır.

İnsanların neden doğru olmayan şeyleri okuduğunu, inandığını ve paylaştığını biliyoruz. Şimdi yapmamız gerekin ise büyük teknoloji şirketlerinin ve medya şirketlerinin hakikati ciddiye almalarıdır.

*Doğumculuk (birtherism): ABD’nin 44. Başkanı Barack Obama’nın aslında Amerika’da doğmadığını öne süren harekettir. Birçok defa Obama’nın ABD’de doğduğu kanıtlanmıştır.


Etiketler: , , , , , ,

Comments



Daha fazla Facebook
beğenisi
Başlangıç fiyatı ₺20

Pahalı reklamlar vermenize gerek kalmadan yeni fanlar ve potansiyel müşteriler edinin. Bütçenizin küçük bir kısmıyla kitlenizi büyütüyoruz.